HAPİSLİK ZOR BAHARDA

16/5/2007 · Kategori: Edebiyat



Akşamın ilk saatleri
henüz kararmadan hava
girer tutsaklar koğuşa
Onlar girer girmez içeri
göğe gerili tel örgüye üst üste
gelip konar kuşlar
Bu ne derin zıtlıktır of aman
özgürlüğünü yitirdiğinde insan
cıvıltı yağıyor iç bahçeye

Mahpushanede gece
söndürülmez ışıklar
Tavanda gözetleme mazgalından
pür dikkat bakar gardiyan
gözünü camdan esirgemez
bekler çatı arasında sabaha kadar
Ne denli çok isteseler de yine
kimse göremez
sırrım sinemde bir cümle
ömrüm deli divane akar

Bu iş içinde çok iş var
İçeridekiler düş davası uğruna kerem
dışarıdakiler ekmek parasına esir
Sorgulayan göze kan olur
görüşmecinin koynunda saklı sır
Dört duvarla çevrili avluya
her mevsim geç gelir
Yar kalbini sarsan deprem
mahpusa ayan olur

Uçur kuşları uçur
gökkuşağı çözülecek
Sabah olunca süzülecek
bulutların göğsünde uçurtma
İnanıyorum inandığın kadar
gövdeni terk edecek romatizma

İlle de ilkbaharda tutsaklık zor
ayrılık şaraba benzemiyor
yıllandıkça çürüyor zindanda ahval
Esaret günlerinde her şeye rağmen yine
tutunduğum bahar dal
kalbimdir anne



BABÜR PINAR

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!Arkadasina Gönder!

0 yorum yazilmistir

« Önceki :: Sonraki »