IŞIK
1/2/2008 · Kategori: Edebiyat
karanlığın eteğinde
kör ilişkilerin çığlığı
kalbimi yalnız kıldığı an
karşımda beliriyor ışık
Çocuk yanımla duran
okulda sokakta oyun içinde
gölgesiz yolculuğa uğrak
bilincimin herkesten sakındığı
aynı ışıktı aynı sevinçli çığlık
Her adım atışımda çırpınan
çırılçıplak ve hala
aklımda ışıyor ilk mutluluğum
Aynı ışığa kanat çırpan
gözlerimde çocukluğum
gülümsüyor hayata
Hala duruyor cebimde
ilk oyunda bulduğum
yalnızlığı üten bilye
BABÜR PINAR
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
GECE ve SIR
16/5/2007 · Kategori: Edebiyat
Gecenin sırrını bilmesem
doğarken tapınırdım dolunaya
İnsan düşünü gerçek kanatır
sorgusuz baksam Afrika’ya
büyülü renklerle süslenir ülkem
Sokağa bırakılan rüzgâr ve kül
aramızda büyüyen yangını anlatır
Kanayan yarada açan gül
silinmez utançtır dünyaya
insan başlattı insanla biter çilem
En yalın halimle karşındayım
oldukça benimsedim mevsimi
Kırık resimleri silmesem
sevinçle karşılayamazdım her iklimi
Gökyüzü telaşıyla bakışındayım
çocuklar paylaşıyor sevgimi
Yalnızlığın tanımını bilmesem
ölümden beklerdim dostluğu
Pervane yanışındayım
zenginliğim bir avuç su
BABÜR PINAR
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
BAHAR ve YAĞMUR (Haiku)
16/5/2007 · Kategori: Edebiyat

1
Sabaha karşı
sokağa düşen yağmur
görür telaşı
2
Kuş cıvıltısı
suskun bahçeye yağar
yağmur sonrası
3
Yağmur yağınca
neden kalbim üşüyor
Bahar kapıda
4
Düşü olmasa
bahçe baharsız kalır
Yağmur çığlıktır
BABÜR PINAR
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
GÖKYÜZÜ MERHABA
16/5/2007 · Kategori: Edebiyat
param parça olur kalır geceye
Hayat yeşildir ölüm gümüş beyaz
resimdeki kalbi delen bir okla
yaralanmış söğüt ağacı gibi
dost bir insan beklerim beni sara
çiçek açmaz uçurumdayım zorda
Kör bağlılıkla geldi aşk ölümü
geç çözdüm düğümü yaş sonbaharda
Yeniden yaratırken bedenimi
can rüzgarını sen üflersin belki
Esir insan yanım hüzne dönüktür
aşk özgürlüktür gökyüzü merhaba
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
HAPİSLİK ZOR BAHARDA
16/5/2007 · Kategori: Edebiyat
Akşamın ilk saatleri
henüz kararmadan hava
girer tutsaklar koğuşa
Onlar girer girmez içeri
göğe gerili tel örgüye üst üste
gelip konar kuşlar
Bu ne derin zıtlıktır of aman
özgürlüğünü yitirdiğinde insan
cıvıltı yağıyor iç bahçeye
Mahpushanede gece
söndürülmez ışıklar
Tavanda gözetleme mazgalından
pür dikkat bakar gardiyan
gözünü camdan esirgemez
bekler çatı arasında sabaha kadar
Ne denli çok isteseler de yine
kimse göremez
sırrım sinemde bir cümle
ömrüm deli divane akar
Bu iş içinde çok iş var
İçeridekiler düş davası uğruna kerem
dışarıdakiler ekmek parasına esir
Sorgulayan göze kan olur
görüşmecinin koynunda saklı sır
Dört duvarla çevrili avluya
her mevsim geç gelir
Yar kalbini sarsan deprem
mahpusa ayan olur
Uçur kuşları uçur
gökkuşağı çözülecek
Sabah olunca süzülecek
bulutların göğsünde uçurtma
İnanıyorum inandığın kadar
gövdeni terk edecek romatizma
İlle de ilkbaharda tutsaklık zor
ayrılık şaraba benzemiyor
yıllandıkça çürüyor zindanda ahval
Esaret günlerinde her şeye rağmen yine
tutunduğum bahar dal
kalbimdir anne
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KIRIK AŞK AĞRISI SOLDA
6/3/2007 · Kategori: Edebiyat
KIRIK AŞK AĞRISI SOLDA
Dipnot düşülmeyen günler sık sık
azınlık günler daldıkça uzaklara
soluğuma oturuyor eski bir şarkı
Belleğimde yeşeren ulaşılmazlık
iki yanı ağaçlı yolda
göz kırpıyor yaralı
Gitmenin zamanı geldi artık
Bir çift güvercin kanadının
iki yanı ağaçlı yolda
çocuk hevesime bıraktığı gölge
belleğimi sorguladıkça canım acıyor
Kendi zıddına dönüşen her şeyin adının
ansızın konulmadığı bir ülke var
Kırık aşk ağrısı solda
Belki bütün talihsiz hatıralar
aynı ağacın dallarında mevsimi karşılıyor
resimlerde eskimeyen gökyüzü aynı
Ağaçlı yolun iki yanında endişe
güvercin konuşunu ağırlıyor
nihavent şarkıların sözü aynı
yaz bitimi tüm hevesler sonbahar
Bir çift güvercin kanadının
gölgesine sığınan ölümsüz çıvgın
ardımsıra gelip ağlasın neyleyim
bir başka baharın sunduğu karanfil
umurumda değil
kırık aşk ağrısı solda
Sen eylül darbesi sönümüyle kaybol da
ben ardınsıra sabah aklanıp geleyim
İki yanı ağaçlı yolda
son kez yürürken asiler deminde
ömrümle barışık öleyim
BABÜR PINAR
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KARA SEVDA
13/2/2007 · Kategori: Edebiyat
Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
çok üşümüş olmalısın yüzün kar
yorulduğun eski tüfek kalkışından belli
Sevişmenin tam ortasında yıkılmış sırça köşk
kırık camlar sana kalmış bakışından belli
Umarsız halkın beklediği Mesih kuruntudur
Sen bir elma ağacısın bereketli
gölgene çocuk sevinci getirir bahar yeli
meyve zamanı ertelenmez gelir aşk
inadına beklersin hep tek başına vakur
Neden bazı kadınlar en çok begonyayı sever
omuzlarında uzakların avuntusu keder
Anlaşılmıyor güz kırgını bahçeye söylediğin
sözün sınırı soluğun hükmü kadar
belli ki eylülden beri yaralı gençliğin
Aşk ateşi ısıtır sanıyorsan
aklından geçmeyen ihtimalle yanılırsın
Cehennem ateşiyle aşk gönlü kavurur belki
ama açık denizde bir sandal gibi
yalnız ve savunmasız kılar bedeni
Neden bazı kadınlar fesleğen koklayınca ağlar
kırıldığın cam kalbin atışından belli
Dikensiz gülün ömrü ne kadar
konuşmanın ortasında düşmüşsün yalnızlığa
cümlen üşümüş soluk alışından belli
bir devrimin ortasında çıkmışsın ıssızlığa
Her kitabınca bildiğin fikir
“mutlu son”la biten filmlerdeki gerçek değil
Özgürlüğünden uzakta kanıyorsan
çiçeklerin en incitenidir
umut yolcusuna sunulan karanfil
Deli olma gelgitlerden korumaz seni
zindanlarda denenmiş dövüşkenliğin
Açık denizlerde aşk korsanlığın eski masal
hançeri örter atlas yüzlü gömleğin
Gülün cazibesine karşı yamanlığın eski masal
bırak sözcüklerle oynamayı hayat seyrinde akar
Zemheri vaktidir dışarıda ayaz var
dalar yüreğine zehir gibi
kara sevda ömre zarar
BABÜR PINAR
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ÖLÜM ERKEN
16/1/2007 · Kategori: Edebiyat
Ah çocuk senin
ne büyük ellerin var öyle
sıksan suyunu çıkaracaksın fesleğenin
Bahçede gül ağacı endişeli
rüzgar ‘kış geldi’ şarkısını söyledikçe
titriyor bam teli
Herkesin derdi kendine çetin
Ellerini kavuran ağrı
umurunda değil uykusuz kentin
gözleri düş çanağı
Ah çocuk senin
ne büyük ellerin var
ezsen yağını çıkaracaksın zeytinin
Sevdiğinin kara gözleri fevri
gülü koklarken dikenin söylediği
hiç aklından çıkmıyor
Öfke nöbetinde içi acıyor ellerinin
aşka zaman bırakmıyor kara sancı
belleğin hüzün batağı
Ah çocuk senin
ne iri gözlerin var öyle
baksan kalbinden vuracaksın saati
Seni bağrına basan annenin
verecek maralı yok ölüme
Ayaklarının altındaki cenneti
gömüyor toprağa umarsız
Bakmıyor gitmeyi hatırlatan kuşlara
mevsimsiz beyaza dargın
Çekip gitmeyesin diye yalnız
zıt kutbunda duruyor hayatın
Ah çocuk senin
ne büyük ellerin var
kalbin de bir o kadar büyük
gittikçe ağırlaşıyor göğsünde kara yük
Kimse bilmez kimsenin derdini
Küçük bir kelebeğin
gökyüzüne umarsız uçuşu
kanatır mı alıcıkuşun kalbini
Gözlerinde erken ölüm duruşu
karartma geceleri yanar
Ah çocuk senin
kalan ömrün ne kadar
BABÜR PINAR
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
HÜZÜN KANATSIZ KALMAKTIR
8/1/2007 · Kategori: Edebiyat
|
HÜZÜN KANATSIZ KALMAKTIR
Hani nerde bize bırakılan düş
BABÜR PINAR |
|
|
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::


